İstanbul’da son günlerde etkili olan bahar yağışları, baraj havzalarında beklenen büyük artışı sağlayamadı. Su rezervlerindeki durum ciddiyetini korurken, baraj doluluk oranları, kentin yüksek su tüketimi karşısında sınırlı bir artış gösteriyor. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, aralıklarla süren yağışlar baraj seviyelerinde kayda değer bir değişim yaratmadı. Su miktarındaki artış oldukça sınırlı kaldı; 9 Mayıs’ta %71,95, 10 Mayıs’ta %72,02 ve 11 Mayıs’ta %72,05 olarak ölçülen doluluk oranları, durumun ne denli durağan olduğunu gözler önüne seriyor.
11 Mayıs 2026 itibarıyla İstanbul’daki baraj doluluk oranları şu şekildedir:
– Ömerli Barajı: %95,81
– Darlık Barajı: %91,76
– Elmalı Barajı: %95,83
– Terkos Barajı: %59,08
– Alibey Barajı: %66,63
– Büyükçekmece Barajı: %56,11
– Sazlıdere Barajı: %45,45
– Istrancalar Barajı: %43,5
– Kazandere Barajı: %58,7
– Pabuçdere Barajı: %58,91
Uzmanlar, nisan ayının sona ermesiyle birlikte verilerin alarm vermeye başladığını belirtiyor. İstanbul, su rezervleri açısından son on yılın en düşük ikinci seviyesini yaşıyor. Geçtiğimiz yıl yaşanan aşırı kuraklık dönemi dışında, mevcut doluluk oranları uzun yıllar ortalamasının oldukça gerisinde kalıyor. Havzalara düşen yağış miktarı, megakentin günlük su tüketimiyle karşılaştırıldığında yetersiz kalıyor.
İstanbul’un günlük su tüketimi 3 milyon metreküpü aşarken, mevcut baraj kapasiteleri bu ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalıyor. Şehrin su ihtiyacının büyük bir kısmı, Melen ve Yeşilçay hatlarından gelen takviye su ile sağlanıyor. Uzmanlar, bu dış kaynaklardan gelen desteğin kesilmesi durumunda İstanbul’un su krizinin çok daha ciddi boyutlara ulaşabileceği konusunda uyarıyor. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte sıcaklıkların artması beklenirken, barajların doluluk oranlarının %80-90 seviyesine ulaşmamış olması, su yönetimi açısından büyük bir endişe kaynağı yaratıyor.
Baraj doluluk oranı, su rezervlerinin toplam kapasitesine olan oranını ifade eder. Teknik literatürde yüzde olarak belirtilen bu veri, bir şehrin su güvenliğinin temel göstergelerinden biri olarak kabul edilir. Su rezervlerinin kritik seviyelerin altına düşmesi, su kıtlığı riskini artırırken, aşırı doluluk durumları ise baraj güvenliğini ve taşkın riskini gündeme getiriyor.